Etkisiz bir ucan tekmeyle beli kirilan türbanli. . .
Sadece gözleri görünecek şekilde giyinmeleri, yani vücutlarını komple kapatmalarından doğan ve bunun sonucunda vitamin eksikliğinin baş göstermesiyle atılan uçan tekmeye karşı mukavemet gösterememelerinden dolayı gerçekleşen hadisenin bayan baş kahramanıdır.
Kadın sağlığı konusunda yapılan araştırmalar göstermiştir ki, tesettürlü kadınların güneş ışığından daha az yararlanmalarından kaynaklanan kemik erimesi oranının öteki bayanlara oranı oldukça yüksektir.
Öyle islam ninjası gibi gezersen ortalık yerde tabi ki d vitamini ve kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan kemik erimesine maruz kalman kaçınılmazdır. sonra genç yaşta kısacık ve kambur kalırsın, yolda da yanlışlıkla bir uçan tekmeye yada aparkata maruz kalınca belin, kaburgan rahatlıkla dağılabilir maazallah...
Kardeşim senel olmuş 2007, Japonya'da ölüm yaşı 80'e dayanmış ve ilerde kim bilir 200 yaşına kadar yaşamanın sırrını da bulur koduğumun cüceleri, sen şu cücelere bakıp bu çağ dışı giyiminden hiç mi utanmıyorsun? (ne alakası var mına koyim diyenleri duyar gibiyim ama düşünmekten de aciz olmayın be efendiler. Neden hiç kendini düşünmüyorsun? bak, elin japonu cildine, vücuduna, kukusuna ne güzelde bakıyor, sen ise 30 yaşına gelince götüme benziyorsun. şöyle biraz açıl saçıl, hayatı boyunca güneş görmemiş vücudun bayram etsin be, günah değil mi allah'ın sana bahşettiği bünyeye yaptığın bu eziyet(!). Ulan bu da ayrı bir tartışma konusu haa, neymiş efendim faça çekmek günahmış, neymiş efendim estetik ameliyat günahmış...allah'ın verdiği vücudu aldığımız gibi teslim etmeliymişiz, ulan bu nasıl bir mantıktır yaa. allah, verdiği bedenin ne kadar deformasyona maruz kaldığının mı hesabını soracak yoksa verdiği ruhu ne kadar berrak teslim ettiğimizin mı hesabını soracak?
neyse efendiler konuyu dağıtmayalım. yapılan araştırmalara göre istanbul'da her iki bayandan birinde kemik erimesi varmış. özellikle fatih tarafında yapılan bir araştırma olmasından dolayı (kapalılık oranının yüksek olması en büyük etken) böyle bir sonucun ortaya çıktığı bilinmektedir.
şimdi birkaç akıllı çıkar der ki "vay efendim onlar da evinde alıyorlardır güneşini, sen ne karışıyorsun" heee güneşte öyle bir şey ki el feneri gibidir, tutarsın sırtına, göğsüne, götüne başına. araya cam girdiğinde bile güneşten faydalanılamayacağını bilmeyen, aslında bir bok bilmeyen ama bilmediğiyle orantılı bir şekilde fazla konuşan ibişlere açıklama yapma gereği bile duymuyorum...
hee unutmadan bazıları da çıkıp "onlar da güneşten alamadığı d vitaminini besinlerden alırlar" derse. maalesef bunun içinde bir açıklamam var. "bu vitamini besinlerden de elde edebiliyoruz fakat oldukça yetersiz kalırlar, en önemli kaynağımız güneştir ve tekrar söylüyorum bu güneşi de doğrudan almak lazımdır."
Haydi kızlar doldurun plajları, beli kırılan talihsiz bayana da geçmiş olsun dileklerimizi gönderiyoruz 



